CORONA TÜRKİYE HARİTASI

DÜNYA HAFIZASINI KAYBEDİYOR
19 Nisan 2020

CORONA TÜRKİYE HARİTASI

 

Koronavirüsü İle Yeni Dünya Düzeni

Tarih boyunca onlarca salgın hastalık görülmesine rağmen, hiçbirinde bu kadar geleceğe dair hazırlık ve insan müdahalesine rastlanılamamıştır. Ayrıca virüsün ortaya çıkışındaki belirsizlikler göz önüne alındığında, 21. yüzyılda oluşacak Yeni Dünya Düzeni, biyo-terör, askeri, siyasi, ekonomik, sosyal ve istihbarat savaşları boyutu olduğu görülmektedir. Örneğin, Microsoft’un kurucusu Bill Gates’in, 2015 yılında Batı Afrika’yı saran Ebola salgını ve Ekim 2019’daki Event201 Virüs tatbikatında: “Önümüzdeki 10 yılda eğer bir şey 10 milyondan fazla insanın hayatına son verirse bu bir savaştan çok, yüksek derecede hızlı yayılan bir virüs olur. Füzeler değil… Salgın hastalıkları durdurmak için ise çok az yatırım yaptık. Bir sonraki salgın için hazır değiliz.” ifadelerini kullanmıştı.

Konunun ekonomik boyutuna bakıldığında ise daha da ciddi olduğu görülmektedir: Dünya Bankası’nın tahminlerine göre, küresel bir nezle salgını olması halinde dünya genelinde mal varlığı 3 trilyon doların altına inecek ve milyonlarca ölüm gerçekleşecektir. Mart başında yaşanan borsa çöküşleri ve azalan dünya ticareti bunu doğrulamaktadır. Kısaca Covid-19 virüsünün, uzayın içinde ancak kendisi kadar küçücük, sevimli ve şimdilik hayatın olduğu tek yer olan yaşlı dünyamızı, 21. yüzyılda a’dan z’ye şekillendirdiği görülmektedir.

SARS, MERS ve 2014 Ebola salgını günümüzde de koronovirüs tüm insanlığı titretmektedir. Burada asıl sorun şudur: Bu virüs biyo-terör aracı mı? Ortaya çıkan bazı veriler virüsün üretilmiş, kontrol dışına çıkarılmış olabileceğini göstermektedir. 18 Ekim 2019 tarihinde, Johnson & Johnson, Rockafeller Vakfı, Çin, CIA, Gates Vakfı ve Dünya Ekonomik Forumu, John Hopkins Üniversitesi’nde koronavirüs pandemisine özgü “Event201” adlı bir tatbikat gerçekleştirilmişti. Bu tatbikata göre, Brezilya’da bir domuz çiftliğinde çıkan virüs Portekiz üzerinden dünyaya yayılmakta ve kısa sürede 70 milyon insanı öldürdükten sonra dünya nüfusunun yüzde 70’ini de kırmaktaydı. Bu tatbikattan sadece iki hafta sonra bu olayın Çin’de hem de Çin’in BSL-4 Biyolojik Laboratuvarı’nın olduğu (Wuhan) yere sadece 20 mil mesafede görülmesi tesadüf mü? Çin bu virüsün bölgeye askeri tatbikat için gelen ABD askerleri tarafından taşındığını da iddia etmektedir.

 

 

 

 

ABD mi? ÇİN mi? Hangisi Virüs Casusu?

Konunun daha da ilginç bir tarafı var: Çin’in yoğun bir şekilde Batı’dan virüs casusluğu yaptığı görülmektedir. Örneğin, Kanada-Winnipeg’deki Mikrobiyoloji Laboratuarı. Bu laboratuarda çalışan Çinli ajanların geçen yıl koronavirüs örneğini gizli bir şekilde Wuhan’daki BSL-4 laboratuvarına kaçırdığı basına yansımıştır. Virüs önce 4 Mayıs 2013’te ve hayvan türleri üzerinde etkisi üzerinde çalışmak için Hollanda’daki laboratuvardan Kanada’ya getirilmiş. Winnipeg’deki laboratuvar, koronavirüsün çeşitli tiplerini tanımlamış. İddiaya göre Mart 2019’da Kanada’dan Çin’e “biyo-terör vasıtası olabilecek virüsün gittiğinin anlaşılması bir skandal doğurmuştur. Bunun üzerine bu yapının başında bayan Xiangguo Qiu’nun olduğu Çin ekibi laboratuardan uzaklaştırıldı.

 

Benzer bir vaka ABD Harward Üniversitesinde yaşandı. Üniversitenin Kimya ve Kimyasal Biyoloji Bölüm Başkanı Charles Lieber Çin ile gizli ilişkilerinden dolayı iki ayrı başlıktan suçlama yöneltilerek tutuklandı. Lieber’in Wuhan’daki biyoloji laboratuvarına her türlü desteği sağladığı iddia ediliyor.

 

Buraya ABD tarafından 2003 yılında Pakistan’dan kaçırılan, hala akıbeti bilinmeyen, 144 doktora belgesine sahip, MIT mezunu, biyolojik silahların etkisini yok eden bir program üzerinde çalışan Pakistanlı bilim insanı Dr. Afiyet Sıddıki’nın hayat hikâyesini hatırlamak lazım. İnsanları biyolojik silahların tahribatından koruyacak bir program üzerinde çalışıyordu. Sıddıki, her türlü parasal teklife rağmen, program bitmedi diyerek bunu ABD’ye vermeyince Amerika’da hapsedilmektedir. Yine bu süreçte, SSCB’ye karşı kurulan NATO, çok çok uzakta olduğu halde 3-4 Aralık 2019 toplantısında Çin’i bir tehdit olarak hedefe koyduğunu ilan ettiği görülmektedir. Yunanistan ve İtalya’nın Çin’in Tek kuşak-Tek Yol projesine olan desteğini de bu minvalde düşünmekte fayda var. Virüsün Avrupa’daki üssü İtalya’nın Çin ile ilişkileri de son dönemde en ileri noktaya gelmişti.

 

ABD başta Maryland’taki Ford-Derick Biyo-silah laboratuarı gibi onlarca yere rağmen bir şey bilmiyormuş gibi Trump Virüs’ün adını Çin Virüs’ü koyarken, Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Licien Twitter üzerinden bölgede tatbikat yapan ABD askerlerini suçlamıştır. Virüsün kaynağının Doğu Avrupa’daki ABD askeri üslerinden birinde bulunan ‘biyolojik silah araştırma laboratuvarı olduğunu, ilk virüs vakasının da bir kadın çalışanda görüldüğünü, ilk vakanın görüldüğü kadının gizemli bir şekilde ortadan kaybolduğunu ve akıbetinin bilinmediğini söyleyen bilim insanı, bu vakadan sonra Çin Toplum Güvenliği Komitesi’nin 2019 yılında Covid-19 vakasına rastladıklarını itiraf ettiğini belirtti ve açıklamanın sonunda doğrudan ABD’yi suçladı.

ÇİN’e Etkileri

1980’lerde Mao ve dörtlü çetesinin, 60 milyon Çinlinin hayatına mal olan başta Kültür Devrimin fikirlerinin kuyularına beton döken Çin, 1980’lerde karma ekonomi 2000’lerden itibaren de küresel sermayaye kapılarını tamamen açmıştır. Bir liman için bile İngilizlere karşı 1800’lerde Afyon savaşı ve Boxer ayaklanması başlatan Çin, Japonya gibi ya hep ya hiç siyasetine girmiş ve ucuz işçi-hammadde avantajını kullanarak, küresel bir hedefe “Tek Yol-Tek Kuşak” projesini uygulamaya koymuştur. Buradaki ana sermaye küresel şirketlere aittir ve sadece 2019 yılında gelen miktar 137 milyar dolar olduğu görülmektedir. Çin’in elinde bulunan ABD tahvilleri ise 1 trilyon dolardan fazladır. Çin’in sadece DSÖ’nün değil küresel sermayenin de himayesinde olduğu Mart ayının 9’unda Pazartesi günü, dünyanın dört bir yanındaki borsalar, finansal piyasalarda büyük düşüşlerin yaşandığı ve ‘Kara Pazartesi’ olarak adlandırılan 2007-2008 mali krizinden bu yana en kötü günlerine tanık olmasına rağmen, (Asya, ABD ve Avrupa borsalarında yüzde 7-8’lik bir düşüşle kapandığı, petrol fiyatlarının maliyetin altına düştüğü, Londra borsalarındaki keskin düşüş ise, büyük İngiliz şirketlerinin değerinden 125 milyar sterlin düşürdüğü) virüsün vurduğu Çin’in bundan çok az etkilendiği görülmüştür.

Koronovirüs, tarihte eşi görülmemiş şekilde tüm dünyayı köklerinden etkileyen, tüm savaşlardan ve silahlardan daha öldürücü, ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasal hedefleri uygulamada hızla yol alan ama şimdilik kumandanı görülmeyen bir amiral savaş gemisine benzemektedir. Biyo-terör üzerinden küresel,siyasal ve sosyal bir mühendislik projesi olarak uygulandığı gündeme gelmekte ve tartışılmaktadır. Virüs, laboratuvarlarda üretildikten sonra, insanlar üzerinde deneme aşamasında kontrolden çıkmış olabilir, kasıtlı olarak tüm dünyaya yayılmış olabilir veya İlahi bir afet olarak zalim ve adaletsiz insanlığa format atılmak için gönderilmiş olabilir…

 

 

 

 

Şu anda ABD ve Avrupa ülkeleri kontrolsüz şekilde Covid-19’ün karşısında yere serilirken, Çin Vuhan dahil halkın normal hayatına dönemsine izin vermekte ve virüsü kontrollü bir şekilde yönetmeye çalışmakta aynı zamanda Avrupa ülkelerine yardım yapmaktadır. Ancak sebebi ne olursa olsun dünya artık eskisi gibi olmayacaktır. Geleceğin dünyası “Yapay Zeka (AI)” insanoğlunu daha çok kontrol edecektir. Yüz tanıma ve akıllı telefonlar sayesinde her an takip edilebilir hale geldik. (Deri altı takip sistemi ve asla düşünülemeyen insan klonlamaya hız verilecektir. Bu, hiçbir istihbarat örgütünün hayal dahi edemediği hedefleri kontrol imkânı vermektedir.

Covid-19 sonrasında siyasal, ekonomik, uluslararası ilişkiler ve sosyal açıdan varılan sonuçlar ve ülkemiz açısından değerlendirmeler aşağıda maddeler halinde sıralanmıştır:

1- İtalya ve İspanya’ya yardım edemeyen İngiltere’nin de ayrıldığı Avrupa Birliği ömrünü tamamlamıştır,

2-Çin bu olaydan güçlenerek çıkarken, New York’a bile çare bulamayan ABD gerilemiştir,

3- Tüm dünyayı çaresiz bırakan virüs benzeri bir terör (uzaylı olabilir) saldırısı bahanesiyle birkaç yüz kişiden oluşan küresel sermaye sahiplerinin kontrol etmek istedikleri tek dünya devleti talebi daha sık gündeme gelecektir,

4-Başta sağlık sistemi olmak üzere ABD’nin gerileme süreci başlamıştır,

5-Şirketlerin hâkimiyetinde Yeni Dünya Düzeni uygulanmaya başlanmıştır

6- Bir yandan ulus devlet dönemi kapanırken ve ulusal sınırlar anlamsızlaşırken; aynı şekilde şehirlerden kırsala doğru dönüş başlamıştır,

7-Nasıl ki SİHA’lar uçakların pabucunu dama attıysa, bir silah olarak da kullanılabilen virüsler, geleneksel silah sistemlerini çağını kapatmıştır,

8-Türkiye’nin mutlaka biyolojik (viroloji) araştırma merkezleri kurması gerekmektedir,

9- Yaklaşık çeyrek asırdır, ABD ve Çin arasında yaşanan “Soğuk Ticari Savaşı” Çin lehine ilerlediği görünmektedir. Bu, en az bir asır önce Avrupa’da ABD’ye geçen şirketlerin küresel turunu tamamladıkları anlamına da gelmektedir. Köleliğin de altındaki ucuz iş gücü ve bakir ekonomik kaynaklara sahip Asya kıtasında en az bir asır daha işletilme dönemi başladığı görülmektedir,

10- Medikal Derin Küresel Şirketler, ilaçları ve içi boşaltılmış ABD’yi bırakıp daha karlı olan Çin ve aşılara yöneldiği görülmektedir, DSÖ’nün Çin’i desteklemesi daha iyi anlaşılmaktadır,

11- Kapitalizmin mabetleri (AVM) çökerken köyler gibi yerellik önem kazanmaktadır,

12- Dijital çağ denilen kavramlar ön planda yer almaktadır. 

Doğal yoldan ya da insan eliyle, her nasıl ortaya çıktıysa koronavirüs ABD-Çin savaşında bardağı taşıran son damla oldu. Nasıl ki Avurtusya-Macaristan Veliahtı’nın bir Sırplı tarafından öldürülmesi I. Dünya Savaşı’nın fitilini ateşlediyse de bu olay da yeni dünya düzenini ateşledi. Bu savaşta küresel güç ibresinin ABD’den Asya’ya doğru kaydığı şimdiden söylenebilir.